İtalya - Milano’da Kısa Tatil: Ne yapılır ne yenir nerelere gidilir?
3 günlük Milano gezisi demek benim için sonbahar renkleri ve makarna demek oldu. İtalya'nın bir köşesine gittin de pizza yemedin mi dersenlz, sadece sokak pizzacısında pofuduk bir dilim dışında denemedim diyebilirim. Zaman kısıtlı, makarna çeşitleri sınırsız olduğundan gez gör ye operasyonumuz da hızlı ilerlemek durumunda kaldı.
Her şeyden önce şunu demeliyim. Eğer İtalya'ya daha önce gitmediyseniz ve ilk İtalyan deneyiminizi Milano dışında bir yerde (örneğin Roma, Floransa, Venedik vb.) yaşayın. Kış dönemi Milano tarih ve yemek konusunda “İtalya beklentinizde” ve ilk izlenimde sizi memnun etmeyebilir. Ha ama küçük şehir ve spontane tatil seviyorum diyorsanız o ayrı, Milano pek bir güzel.
Geldiğimiz gün Bergamo Havalimanı'nda uçağımız indi ve yaklaşık 1 saatlik otobüs yolculuğu ile Milano merkezindeki tarihi tren istasyonunda indik. 3-5 metro durağı bir mesafede olan otelimize eşyaları yerleştirip ilk yemeğimizi yemek için kendimizi Navigli'ye attık. Zaten Milano bizim için Duomo ve Navigli çevresinde devam etti:)
Tatilimiz süresince gittiğimiz turistik yerler arasında Navigli meydanı, Duomo Meydanı, Duomo Katedrali, terası ve kalesi, dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuele II, Da Vinci Bilim ve Teknoloji Müzesi (National Museum of Science and Technology Leonardo Da Vinci), Duomo Müzesi, Basilica of Sant'Ambrogio ve güzel parkları ile sokakları vardı. Tabii her tatilde olduğu gibi şehrin marketlerini de gezmeden dönmedik.
Da Vinci Bilim ve Teknoloji Müzesi'ni özellikle tavsiye ediyorum. Normal tarihi ve çağdaş sanat müzelerinden sıkılanlar için inanılmaz bir fırsat. Neredeyse tüm icatları ve günümüzdeki birçok geliştirme yapılan ürünü görebileceğiniz (uçaktan kahve makinesine, maden ocaklarından nanoteknolojiye…) ve en az 2-3 saat ayırmanız gereken bir müze. Giriş 7,5 euro.
Eğer önceden rezervasyon yaptırabilirseniz Da Vinci’nin The Last Supper eserini de ziyaret edebilirsiniz.
Yediğimiz yerler arasında ise;
İlk yemek “The Meatball Family"den. Görüntüde küçük, pahada normal, midede kocaman bir makarna oldu. Burası köfte konusunda çok iyi. Hayatımda yediğim en en enn lezzetli köfteleri yapıyor. 3 çeşit köfteli makarna var. Hepsi domates soslu, sadece köftesi farklı. Biri kırmızı et, diğeri balık, sonuncusu da ricotta-fesleğen-parmesan karşımlı. Hem kırmızı etli olanı hem de sebzeliyi yedik, üstün başarı. Her restoranda olacağı gibi burda da ilk ev yapımı şaraplarından da birer kadeh içtik. Makarnalar 10 euro, kadeh şarap 5 euro.
Fabbrica Pizzeria con Cucina eski tip birahane tarzı çok keyifli bir mekan. Menü çeşitli, benim yediğim üstü pide ile kapatılarak servis edilen ve içinden karides, kalamar, midye ve kerevit çıkan tagliatelle mükemmeldi. Yanına da yine bir ev yapımızı kırmızı şarap da eşlik etti. Pizzasının sosu fazla ve tatlıları da maalesef vasattı. Makarna 13 euro, bir şişe şarap 9 euroydu.
Sabah kahvaltısı konusunda İtalyanlar maalesef pek hevesli değil. Fransızlar gibi kruvasan ve kahve onlar için de yeterli oluyor. Biz de serpme kahvaltıyı zaten Türkiye'de yiyoruz diyerek California Bakery‘e gittik ve ben avokado ve yumurta ile doldurulmuş koca bir bagel yedim ve tabii ki kahve içtim. Yediklerimizin fiyatına takılmıyorum, cafe gibi bir ortamda kişi başı 2,5 euro servis parası alıyorlar ya, ona takıldım. Yine de fiyatlardan bahsedeyim, bagel 7-10 euro arası, kahveler de 1-3 euro arası.
Kahve ve çikolata dünyası olarak görünen ve puanı yüksek olduğu için mutlaka gitmeliyiz dediğimiz CioccolatItaliani bizi bu tatilde hüsrana uğratan tek yer oldu. Fiyat konusunda pahalı (bir pasta 7 euro, bir çay 5 euro) olması bir yana, servis kadar çikolatanın tadı da kötüydü. Keklerinde ise portakal aroması kullanıldığı için çikolata daha da ağırlaşmıştı. Yiyemeden kalktık efendim.
Spontini, İtalya'da ayaküstü pizza yenecek ve köşelerde görebileceğiniz kalabalık bir dilim pizzacı. Dilerseniz bir dilim margarita veya prosciuttolu pizza yiyebilir, dilerseniz içecek ile birlikte menü olarak da servis isteyebilirsiniz. Zaten self servis olduğundan 1 dakikada tüm yemeği size iletiyorlar ve bulduğunuz ilk boş masada, oturmadan yiyip gezinize devam ediyorsunuz. Kalın tava pizza ve pofuduk lezzetler sevenleri buraya alabiliriz. Bir dilim etli pizza 4 euro.
Bir diğer ayaküstü lezzet mekanı da Luini Panzerotti oldu. Çeşit konusunda abartmış olan bu mekanda etli, sebzeli veya tatlı birçok hamur işi tadabilirsiniz. Ortalama fiyatlar tane başına 2-3 euro.
Margy Burger de uzun yıllardır Duomo tarafında hizmet veren bir hamburgerci. Patatesler klasik dondurulmuş patates, biralar draft ve hamburgerler de çıtır. Ekmekleri çıtır tutup, içine bacon peynir ve kendi yapımı köfteleri koyunca mis gibi oluyor. Bizim Bambi kafelerinin küçük versiyonu gibi, içine maksimum 15 kişi sığar. Ye, çık modeli uygulanmalı. Fiyat olarak da bir küçük bira, hamburger ve patatese 7-10 euro arası ödersiniz.
Anema e Cozze ise İtalyan mutfağını deniz mahsülleri ile birleştiren bir restoran. Burda da midyeli gnocchi yedim ve ev yapımı şaraplarını içtim. Mekan şık, ana yemek öncesi aperatiflerinden de isterseniz, kalabalık bir grupla beraber uzun uzun oturup sohbet muhabbet vakit geçirebilirsiniz. Menüde pizzalar dışında her şeyin deniz mahsullü olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Burada makarnalar 10-15 euro arası, pizzalar 5-10 euro arası ve bir şişe şarap 12 euro.
Son yerimiz de MAG - Mastri Artigiani del Gelato, yani dondurmacı ve tatlıcı. Tatile tatlı bir son koymamızın güzel bir parçası oldu. Minik kaplardaki sobeleri ve tatlıları ortalama 2,5-3 euro arasına satılıyor. Dondurmalar da küçük kap 3 euro ancak 2 kişi rahat yer:) Bunlar dışında meyveli ve sade yoğurtları da var. Bir girdiğinizde şunu da deneyeyim bunu da deneyeyim diyerek çıkamayabilirsiniz. Biz birçok çeşidi denedik, tiramisu konusunda 5 yıldız aldı.
Diğer İtalya şehirlerini gördükten sonra bir karşılaştırma yapabilirim ancak dediğim gibi tarihi gezi değil de bizim gibi yemek odaklı bir gezi yapanlardansanız Milano da seyir defterinizde bir yerlerde olmalı.

