1,5 milyon değerlendirme
277 bin değerlendirme

Gördün mü? Uygulama tam da bunun için.

Süpermiş Yok ya, hiç istemiyorum

İtalya - Milano’da Kısa Tatil: Ne yapılır ne yenir nerelere gidilir?

3 günlük Milano gezisi demek benim için sonbahar renkleri ve makarna demek oldu. İtalya'nın bir köşesine gittin de pizza yemedin mi dersenlz, sadece sokak pizzacısında pofuduk bir dilim dışında denemedim diyebilirim. Zaman kısıtlı, makarna çeşitleri sınırsız olduğundan gez gör ye operasyonumuz da hızlı ilerlemek durumunda kaldı.

Her şeyden önce şunu demeliyim. Eğer İtalya'ya daha önce gitmediyseniz ve ilk İtalyan deneyiminizi Milano dışında bir yerde (örneğin Roma, Floransa, Venedik vb.) yaşayın. Kış dönemi Milano tarih ve yemek konusunda “İtalya beklentinizde” ve ilk izlenimde sizi memnun etmeyebilir. Ha ama küçük şehir ve spontane tatil seviyorum diyorsanız o ayrı, Milano pek bir güzel.

Geldiğimiz gün Bergamo Havalimanı'nda uçağımız indi ve yaklaşık 1 saatlik otobüs yolculuğu ile Milano merkezindeki tarihi tren istasyonunda indik. 3-5 metro durağı bir mesafede olan otelimize eşyaları yerleştirip ilk yemeğimizi yemek için kendimizi Navigli'ye attık. Zaten Milano bizim için Duomo ve Navigli çevresinde devam etti:)

Tatilimiz süresince gittiğimiz turistik yerler arasında Navigli meydanı, Duomo Meydanı, Duomo Katedrali, terası ve kalesi, dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuele II, Da Vinci Bilim ve Teknoloji Müzesi (National Museum of Science and Technology Leonardo Da Vinci), Duomo Müzesi, Basilica of Sant'Ambrogio ve güzel parkları ile sokakları vardı. Tabii her tatilde olduğu gibi şehrin marketlerini de gezmeden dönmedik.

Da Vinci Bilim ve Teknoloji Müzesi'ni özellikle tavsiye ediyorum. Normal tarihi ve çağdaş sanat müzelerinden sıkılanlar için inanılmaz bir fırsat. Neredeyse tüm icatları ve günümüzdeki birçok geliştirme yapılan ürünü görebileceğiniz (uçaktan kahve makinesine, maden ocaklarından nanoteknolojiye…) ve en az 2-3 saat ayırmanız gereken bir müze. Giriş 7,5 euro.

Eğer önceden rezervasyon yaptırabilirseniz Da Vinci’nin The Last Supper eserini de ziyaret edebilirsiniz.


Yediğimiz yerler arasında ise;


İlk yemek “The Meatball Family"den. Görüntüde küçük, pahada normal, midede kocaman bir makarna oldu. Burası köfte konusunda çok iyi. Hayatımda yediğim en en enn lezzetli köfteleri yapıyor. 3 çeşit köfteli makarna var. Hepsi domates soslu, sadece köftesi farklı. Biri kırmızı et, diğeri balık, sonuncusu da ricotta-fesleğen-parmesan karşımlı. Hem kırmızı etli olanı hem de sebzeliyi yedik, üstün başarı. Her restoranda olacağı gibi burda da ilk ev yapımı şaraplarından da birer kadeh içtik. Makarnalar 10 euro, kadeh şarap 5 euro.


Fabbrica Pizzeria con Cucina eski tip birahane tarzı çok keyifli bir mekan. Menü çeşitli, benim yediğim üstü pide ile kapatılarak servis edilen ve içinden karides, kalamar, midye ve kerevit çıkan tagliatelle mükemmeldi. Yanına da yine bir ev yapımızı kırmızı şarap da eşlik etti. Pizzasının sosu fazla ve tatlıları da maalesef vasattı. Makarna 13 euro, bir şişe şarap 9 euroydu.

Sabah kahvaltısı konusunda İtalyanlar maalesef pek hevesli değil. Fransızlar gibi kruvasan ve kahve onlar için de yeterli oluyor. Biz de serpme kahvaltıyı zaten Türkiye'de yiyoruz diyerek California Bakery‘e gittik ve ben avokado ve yumurta ile doldurulmuş koca bir bagel yedim ve tabii ki kahve içtim. Yediklerimizin fiyatına takılmıyorum, cafe gibi bir ortamda kişi başı 2,5 euro servis parası alıyorlar ya, ona takıldım. Yine de fiyatlardan bahsedeyim, bagel 7-10 euro arası, kahveler de 1-3 euro arası.

Kahve ve çikolata dünyası olarak görünen ve puanı yüksek olduğu için mutlaka gitmeliyiz dediğimiz CioccolatItaliani bizi bu tatilde hüsrana uğratan tek yer oldu. Fiyat konusunda pahalı (bir pasta 7 euro, bir çay 5 euro) olması bir yana, servis kadar çikolatanın tadı da kötüydü. Keklerinde ise portakal aroması kullanıldığı için çikolata daha da ağırlaşmıştı. Yiyemeden kalktık efendim.

Spontini, İtalya'da ayaküstü pizza yenecek ve köşelerde görebileceğiniz kalabalık bir dilim pizzacı. Dilerseniz bir dilim margarita veya prosciuttolu pizza yiyebilir, dilerseniz içecek ile birlikte menü olarak da servis isteyebilirsiniz. Zaten self servis olduğundan 1 dakikada tüm yemeği size iletiyorlar ve bulduğunuz ilk boş masada, oturmadan yiyip gezinize devam ediyorsunuz. Kalın tava pizza ve pofuduk lezzetler sevenleri buraya alabiliriz. Bir dilim etli pizza 4 euro.


Bir diğer ayaküstü lezzet mekanı da Luini Panzerotti oldu. Çeşit konusunda abartmış olan bu mekanda etli, sebzeli veya tatlı birçok hamur işi tadabilirsiniz. Ortalama fiyatlar tane başına 2-3 euro.


Margy Burger de uzun yıllardır Duomo tarafında hizmet veren bir hamburgerci. Patatesler klasik dondurulmuş patates, biralar draft ve hamburgerler de çıtır. Ekmekleri çıtır tutup, içine bacon peynir ve kendi yapımı köfteleri koyunca mis gibi oluyor. Bizim Bambi kafelerinin küçük versiyonu gibi, içine maksimum 15 kişi sığar. Ye, çık modeli uygulanmalı. Fiyat olarak da bir küçük bira, hamburger ve patatese 7-10 euro arası ödersiniz.


Anema e Cozze ise İtalyan mutfağını deniz mahsülleri ile birleştiren bir restoran. Burda da midyeli gnocchi yedim ve ev yapımı şaraplarını içtim. Mekan şık, ana yemek öncesi aperatiflerinden de isterseniz, kalabalık bir grupla beraber uzun uzun oturup sohbet muhabbet vakit geçirebilirsiniz. Menüde pizzalar dışında her şeyin deniz mahsullü olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Burada makarnalar 10-15 euro arası, pizzalar 5-10 euro arası ve bir şişe şarap 12 euro.


Son yerimiz de MAG - Mastri Artigiani del Gelato, yani dondurmacı ve tatlıcı. Tatile tatlı bir son koymamızın güzel bir parçası oldu. Minik kaplardaki sobeleri ve tatlıları ortalama 2,5-3 euro arasına satılıyor. Dondurmalar da küçük kap 3 euro ancak 2 kişi rahat yer:) Bunlar dışında meyveli ve sade yoğurtları da var. Bir girdiğinizde şunu da deneyeyim bunu da deneyeyim diyerek çıkamayabilirsiniz. Biz birçok çeşidi denedik, tiramisu konusunda 5 yıldız aldı.


Diğer İtalya şehirlerini gördükten sonra bir karşılaştırma yapabilirim ancak dediğim gibi tarihi gezi değil de bizim gibi yemek odaklı bir gezi yapanlardansanız Milano da seyir defterinizde bir yerlerde olmalı. 

milan milano food foodie pasta pizza italy food blogger italian food

Konnopke’s Imbiß, Berlin

Bir yurtdışı gezisi yapacaksak once Anthony Bourdain o şehirde nerelere gitmiş, ne yemiş öğreniriz. Ancak söz konusu Berlin olunca Anthony abimiz de yeterli olmadı. Sanırım Almanya ile bir sıkıntısı var, çook eskiden kalma bir Berlin videosu dışında başka bir şey bulamadık.

En azından bizi Konnopke’s Imbiss ile tanıştırdı. Sosis ve biranın ayak üstü, metro altı yenilebilecek en güzel ve en meşhur yeri.  Öyle oturmalı bir restoran değil. Kısmen kapalı bir alan yaratmışlar ancak  kışın ne kadar ısıtır ve yer bulunur mu bilemiyorum. Biz iki kişilik currywurst ve patates kızartması aldık. Yanına da iki bira. Sırtımızı güneşe verip, ayaküstü bir kokteyl masasında hızlıca yedik. Bizden öncekiler sadece currywurst ve ekmek, sonrakiler de wiener sosis ve patates salatası aldı.  Ketçap ve mayonezin ekstra ücretli olduğu bu mekana ilk defa gelenlerin mutlaka currywurst denemesini tavsiye ederim. Unutmayıni bu yemeği bitirmesi 3 dakika sürüyor. Yani tıka basa doymanız için fazla fazla almanız gerekebilir ve o sıraya tekrar tekrar girmemek için sizden once alanların porsiyonlarına bakın ve hızlı düşünün:)

berlin germany holiday travel sausage currywurst beer food foodie food blogger yemek yemek bloggerı yemek blogları

Sosis, Bira ve Almanya

2006 yılında hayatımdaki en doğru kararlardan birini vererek Almanya ile tanışmıştım. Berlin’de kaldığım süre zarfında şehrin bir çizgisi ve düzeni olduğunu hatırlıyorum. Bu düşünceyle yıllar geçti ve hayatımdaki en doğru kararlardan bir diğerini vererek düzen, nizam, intizam denilince akıllara gelen bir isimle evlendim.

Sonunda 2015 oldu ve planlara dahil edip gittik.

Cetvelle çizilmiş gibi bir şehir olan Berlin, mutfak anlamında bu kadar net değil. Berlin’de özellikle, “o kadar Almanya’ya geldik, kendi yemeklerinden yiyelim” derseniz, aç kalmazsınız ancak süreç sıkıcı bir hal almaya başlar. Berlin, Alman mutfağı aramamanız gereken bir şehir. Yaklaşık 83 farklı ülke mutfağına yer vermiş. Ne ararsan var, hepsinin de en güzellerini biraz araştırdıktan sonra bulabilirsiniz.

Biz iyi bir hamur işi, iyi bir etçi, iyi bir meksikacı, iyi bir sosisçi, iyi bir Hint restoranı, iyi bir Fransız patiseri, iyi bir açık market, güzel bir sandviçci, çok iyi bir ayaküstü yemekli şarküteri ve iyi bir Alman bira bahçesi ile geçirdik günlerimizi.  Çeşitliliği bilmem anlatabildim mi? Bir tek döner ve her sokak başında gördüğümüz Vietnam mutfağından yemedik:) Denediğim her yeri tek tek burada bulabileceksiniz.

Şehrin canlı tarafı olarak kabul ettiğimiz Mitte’ye yürüme mesafesinde, Alexanderplatz’tan bir durak ileride airbnb’den ev tuttuk. İstesek, arasak bulamayacağımız güzellikte bir muhitte kalmış olduk.

Eğer siz de bizim gibi, yurtdışında deniz tatili yapmaktansa şehir tatili yapıp yürümeyi ve yemeyi sevenlerdenseniz, Berlin de alternatifleriniz arasında olmalı.

Biz gelecek yaz için bir seans daha gidecek şekilde organizasyon yaptık bile.

Bu arada bizim amacımız Münih’teki Oktoberfest’e gitmek ve ardından Berlin’e geçip gezmekti. Oktoberfest’i ayrı bir yazıda 2016 ve sonraki yıllarda rehber olabilecek şekilde anlatmak istiyorum.

berlin alexanderplatz holiday germany travel food foodie food blogger yemek bloggerı yemek blogları

Lezzet.co: Mahalleye Yeni Dönerci Geldi!

Ben diyeyim 1 aydır, Furkan desin daha uzun süredir iyi bir döner yiyelim diyorduk. Ofiste öğle aralarında yediğimiz dönerimsiler dışında, kafamızdaki döner mekanlarını düşünürken yolumuz Nişantaşı'ndaki Lezzet.co ile çakıştı.

Klasik bir dönerci görünümünde olsa da menüye çok şey katmışlar. Döneri odun ateşinde pişiyor, bu da ayrı bir lezzet veriyor ete ama asıl dönerin yanında yenilenler aklımızda yer etti.

Siz yemek beklerken, masanıza tadımlık demirhindi şerbeti getiriyorlar. Tarçın aromalı bir içecek. Bir daha verseler tekrar içerdim.

Döner porsiyon alırsanız, yanında küçük kaplarda patates kızartması, domates-salatalık-zeytinyağı karışımı mini salata ve Ankara'dan çıtır çıtır Çubuk turşusu geliyor. Dönerin yanında da 2 parça yumuşacık lavaş.

Eğer hava da serinse, dönerden önce küçük boy tarhunlu mercimek çorbası içmenizi şiddetle öneririm. Neymiş bu tarhun demeden içtik bitirdik. Özellikle Avrupa'da “bitkilerin kralı” diye bilinen, Fransız mutfaklarında da kullanılan bu bitki çorbaya hoş bir aroma katmış.

Döner gibi, tekrar tekrar yesen de bıkmayacağın bir yemek için gayet gelinesi bir yer olmuş lezzet.co…

Fiyat olarak da Nişantaşı bölgesine ve yeni nesil dönerci skalasına göre normal fiyatlarda. Porsiyon döner 21 lira, az çorba 4 lira. Bir de birçok mekanda ikram olarak verilen çay burda 3 lira.

Valikonağı Caddesi'nde hemen Topshop'ın karşısında ulu orta görünen bu mekanı hem akşam hem öğlen tercih edebilirsiniz.

doner istanbul lezzetco nisantasi food foodie food blogger food blogs yemek bloggeri yemek bloglari tursu

Maslak’ta Bir Gram Yemek Yemek

Öğle yemeklerinde zaten maksimum 40 dakikası rahat olacak şekilde bir saat geçiriyoruz. Ya yemeğin başında ya da sonlarına doğru telefonlar çalmaya ve “acil lazım” konuları tekrarlamaya başlıyor. Bu şekilde mi dünyayı kurtaracağız diye kendimize sorarken tekrar telefon çalıyor ve “acildi ama ne zaman gönderirsin” konularına “YEMEKTEYİM” diyorsun ama o esnada iştah da gidiyor.

Bu stresli öğle molalarından birinde çok şükür ofisten uzakta ama yine de telefonun dibindeydik. Maslak Orjin Plaza'daki Gram'a gittik. Menü çok keyifli, yedikçe lezzetli olduğunu da anladım. Bir zeytinyağlı tabağı var, 5 çeşit bardan seçeceğin zeytinyağlı 27 lira. Ama öyle klasik yemekler dışında değişik şeyler var. Örneğin kavunlu kısır, nohutlu levrek salata, tahinli kuzu kulağı…  Bunlar dışında biz ek olarak cevizili lorlu erişte ve kıtır ekmekli kinoalı domates salatası da aldık.Tabi bunlar ortaya…

Ana yemek olarak da hamburger alan da oldu ama hani sağlıklı beslenmeyi ucundan görmüşken bozmayalım dedik ve somon ızgara aldık. Yanında da asma yaprağında kabak. Bu da 38 lira. Üstüne de birer kahve ve yine ortaya birkaç tatlı istedik. Tatlılar da 9 liradan başlıyor.


Yediklerimizin hepsi çok mutlu etti o başka. Ancak bir öğle yemeğinde sodexholar multinetler limitli iken buraya ayda bir iki seferden fazla gitmek pek mantıklı olmayabilir.

food foodie yemek lezzet yemek bloglari bloggeri food blogs food blogger dessert orjin maslak maslak gram istanbul

Sandwich Express: Küçük diye görmemezlikten gelme, çeşit çeşit sandviçlerini dene

Genel olarak sandviç severim. Hatta tost mu sandviç mi denmesine bile gerek kalmaz, o kadar çok severim. Özellikle ısırdığında kuru kuru olmamalı. İçinde erimiş bol peynir, özel bir sos veya çokca domates olmalı.Biz de hafta sonu yolculuğu öncesi sandviç merakımızı Sandviç Express, Maçka'da giderdik. 

Soğuk, sıcak ve panini içine 3 alternatif ekmekle toplamda 31 çeşit sandviç sunuyorlar. Biz 30 ve 31. numaraları aldık. 3 peynirli olan baya başarılıydı. Rozbif ve mozarella peynirli olan ise hayal kırıklığı. Her şeyden önce mozarella yoktu ve o dediğim kuru kuru yapısı yüzünden yedikçe döküldü. Keşke bir 3 peynirli daha alsaydık. 

Bu arada 2 panini sandviç + 2 çay 24 lira. Sandviçlerin fiyatı da 6 ile 12 TL arası değişiyor.

sandvic sandwich food blogger foodie cheese tea istanbul sandwich express

Edirne’den Macun Şekeri

Edirne'de bir hafta sonu geçirip hem sokaktan hem de küçük dükkanlardan birçok şey yiyebilir, eve dönüşte birçok erzak da getirebilirsiniz. Biz peynir tatlısı, beyaz peynir getirdik ama asıl olan badem ezmesi ve kurabiyeleridir. Gitmişken tabii ki ciğer de yenmeli. Bize sürekli Aydın Usta'da yiyin dendi. Biz ek olarak bir de Hayrabolu tatlısı yedik, tahinseverler için lezzetli bir tatlı.


Selimiye Camii'sinin yanındaki Arasta Pasajı'ndan da bir tesbih ve bir de bileklik aldık hatıra niyetine. Ama en keyiflisi, neye benzediğini görsem de nasıl yeneceğini ve tadının ne olduğunu bilmediğim macundu. Renk renk macunları çubuğa sararken ve dişime yapışmadan nasıl yemeliyim acaba diye düşünürken çocuklar gibi şendim vallahi.

edirne macun food sweet blogger foodie istanbul

Meşhur Ahmetbey Bahar Köftecisi

Bu haftasonu Edirne'deyiz. Yol üstü duraklarından ilki ise Ahmetbey Bahar Köftecisi.

Ahmetbey köyündeki Bahar köftecisini bulmak için 751 nüfuslu Ahimehmet köyünü, 450 Nüfuslu Osmanli köyünü ve nüfusu bilinmeyen Sofular köyünü geçtik.

Köfte porsiyon değil kilo ile satılıyor. İki kişi masaya oturunca kaç kilo yaptırayım diye geliyorlar. Biz iki kişi için 400 gram istedik (kişi başı 5 köfte) ama daha sonra gelen masalara kulak misafiri olunca öğrendik ki buranın raconu “abi yarım yap"mış.

Köfte öyle sabahtan hazırlanıp, sipariş sonrası pişirilmiyor. Ne kadar isteniyorsa koca bir kıyma kabından iç alınıp tartılıyor ve ızgaranın önünde hazırlanıyor.

Yanında üstü sarı kaymaklı löp gibi bir yogurt almanızı tavsiye ederim. İçeceğe gerek kalmıyor.

Ama buranın asıl olayı ekmeği bence. Ben ekmeği bitirmekle uğraşırken köfteye gereken önemi vermemiş olabilirim. Suçsuzum hakim bey, tüm suç ekmekte.

İki kişi 400 gram köfte, yoğurt için 30 lira ödedik. Çaylar da müesseseden.

ahmetbey kofte bahar koftecisi edirne food foodie food blogger food blog

ANADOLU YAKASI KEŞFİ: AYVALIK BALIKCISI

Anadolu yakasında Kadıköy ve Moda'daki meyhaneler dışında “bilseydik daha önce gelirdik” dediğimiz bir yere götürdü arkadaşlar bizi. Feneryolu'nda Ayvalık Balıkçısı.Klasik rakı meze sofralarındaki mezeler dışında ismine yakışır bir şekilde Ayvalık / Cunda lezzetlerine de yer veriyor. Mekan ferah, öyle kafanızın dibinde cayır cayır keman darbuka çalan abiler yok, aksine yunan müzikleri daha revaçta.


Yediğim tüm mezeleri beğendim. Hatta Çeşme'de yana yakıla aradığımız eroin adlı mezeyi burda gördük ve o son porsiyonu sahiplendik. Masamızda patlıcan ezmesi,  kuzukulağı, girit ezme, içnde karides kalamar olan dışı levrek kaplı ve üstü körü sosuyla servis edilen Ayvalık lokumu, kaya koruğu, ÇOK acı kuru kırmızı biber ve yoğurtla yapılan eroin, üstü peynirli altı patlıcanlı kızartılmış rum böreği, roka salatası, bol zeytinyağlı zeytin ve şu ana kadar yediğim en pamuk kıvamındaki ızgara ahtapot kol vardı. Ancak menüye baktığınızda “acaba bu nasıldır” dediğiniz o kadar çok şey bulacaksınız ki hepsi masaya sığmayabilir. 

Özellikle ara sıcaklar ve otlar epey etkileyici. Fiyat ve lezzet performansı da gayet tekrar tekrar gidilesi olduğundan bence bu yazımdan sonra umarım fiyatları yükseltmezler, yoksa küserim. Aşırı içkili değilseniz iki duble + birçok çeşit meze ile kişi başı 70-80 TL'ye çıkarsınız

feneryolu meze raki istanbul ayvalik balikci ayvalik balikcisi foodie food blog food blogger rum cunda ege

CADDEBOSTAN KEŞFETMESİ: BURRITO SHOP

Anadolu yakasına geçmek için keşfedilecek yeni bir mekan bulmak iyi bir bahane oluyor. Kadıköy veya Moda için nedensiz yere gidişlerimiz olsa da Caddebostan tarafı için yine gidecek bir neden lazım.


Akşam 7'de köprüde olan bir çift olarak Anadolu yakası planımız şuydu.


1. Burrito Shop‘ta ismiyle bizi etkileyen birkaç lezzeti denemek

2. Caddebostan sahilde arkadaşlarımızın doğumgünü buluşmasına gitmek 

3. Gecenin ilerleyen saatlerinde de, yemekçi arkadaşlarımızın önerdiği Pöö Labs'te gurme dondurma o hafta neyse onu yemek

Burrito Shop, benim açımdan hızlıca ve şapır şapır yediğim bir menü yapmış. Et veya tavuk alternatifli burritolar ve quesadillaları denemek için İstanbul'daki kısıtlı Meksikacılara bir alternatif olmuş, iyi de olmuş. Biz bir tane Carne Gustavo burrito bir de Bomba Atomica quesadilla aldık. Tüm sos ve malzemenin tortillanın içinde olması kimine uyar kimine uymayabilir. Ben ısırdığım şeyin sulu ve karışık tatlı olmasını sevdiğimden sanırım şu ana kadar yediğim en hızlı sürede bitirdim. Fiyat olarak da Caddebostan ortalamasının altında. Etli burrito 18,75 TL, quesadilla 17,75 TL. Alkol yok.

Ardından içeceklerimizi alıp Caddebostan sahilde saatlerimizi geçirdikten sonra saat 11 gibi artık dondurma zamanımız gelmişti ancak hem mekan uzakta kaldığından hem de açık olmama ihtimalinin yüksek olmasından dolayı bu deneyimimizi bir başka zamana uzun uzun yayarak yaşamayı seçtik. Ancak kendi instagram hesaplarını siz de takip ederek nemiş bu dondurmacı diye inceleyebilirsiniz. Bizim gittiğimiz hafta gurme dondurması köz patlıcandı. Bu hafta köz kırmızı biber oldu. Gurme dondurma dışında çok değişik gelen diğer alternatifleri de bence deneyiniz. Dondurma severseniz buradan eksik kalmamanız gerekecektir. Biz haftanın 5 günü akşamları (mantıklı düşünmeden hareket etsek öğle yemeklerinde bile) Levent'teki Yaşar Usta Dondurmacısında geçirmekten artık başka bir dondurmacıyı beğenmeyeceğimizi düşünüyoruz. Pöö Labs bu konuda çok ters köşe olacağından merakla bekliyorum.

burrito quesedilla mexican food istanbul burritoshop caddebostan foodie food blog

KİLYOS BABYLON BEACH ile BİR CUMARTESİ veya PAZAR

Yeni açıldığı ve sağında solunda daha eski alternatifleri olduğu için, ismine kanıp gittiğimiz ve iyi ki de gittiğimiz Babylon Kilyos Beach‘e herkesi bekleriz.5 gün çılgınlar gibi çalışan İstanbullular'ın gidebileceği en kısa mesafedeki bu beach club yerleri bence kafa dağıtmak için birebir. Deniz tabii ki altınkum değil, rüzgar sizi sersem edebilir, sabah öğla akşam 3 öğün orda yemek yerseniz sizi gün sonu çok mutlu bulamayabiliriz ama avantajları bu düşünceleri kafanızdan atmak için yeterli bence.


1. Öğleden önce gittiyseniz ister şezlon ister minderlerin olduğu bir şemsiye bulabilirsiniz.  Minderler özellikle çok rahat.

2. Minderlerin olduğu kısım köpeklere de serbest olduğundan arkadaşınızı yanınızda getirebilir ya da orda yeni arkadaşlar edinebilirsiniz.

3. Tuvalet ve giyinme kabinlerinin tertemiz oluşuyla bir Türk olarak gurur duyabilirsiniz.

4. Güzel kahve içebilirsiniz. (Biz smothieye kandık ve beğenmedik o ayrı mesele.)

5. Giriş 50 TL ücretli olduğundan (hafta sonu) HERKESİN giremediğini bilerek içiniz rahat gidebilirsiniz. 

6. Her ne kadar fiyatlandırma dışarıya göre yüksek olsa da yemeklerin lezzetlerinden memnun kalırsınız.7. Gün sonu eve döndüğünüzde o sahilin tatlı yorgunluğu yanında dinlenmiş olduğunuzu görürsünüz.

babylon kilyos beach istanbul weekend food holiday blogger blog foodie